"Biz Birlikte Güçlüyüz!"

Aidata Faiz, İşçiye Sabır: Bu Nasıl Adalet?

Aidata Faiz, İşçiye Sabır: Bu Nasıl Adalet?

 

Aidata Faiz Var, İşçinin Alacağına Sabır Var!

6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu açık ve nettir.

İşveren, işçiden kestiği sendika aidatını en geç bir ay içinde sendikaya ödemek zorundadır. Ödeme gecikirse de bankaların uyguladığı en yüksek faiz oranı uygulanır. Yani aidat gecikmeye gelmez, hemen faiz işler.

Peki aynı durum işçinin alacağı için neden geçerli değildir?

Toplu iş sözleşmesi süreçlerine bakıyoruz. Protokol görüşmeleri aylarca sürüyor, sözleşmeler 3–4 ay gecikmeyle imzalanıyor. Sonra işçinin geriye dönük alacakları aylar sonra ödeniyor. Ama bu gecikmelerde ne faiz var, ne yaptırım var, ne de güçlü bir tepki var.

Aidat söz konusu olunca kanun hatırlanıyor,

İşçinin alacağı söz konusu olunca sabır tavsiye ediliyor.

Bu nasıl bir adalet anlayışıdır?

Sendika aidatı işçinin maaşından her ay tıkır tıkır kesiliyor. İşçinin parası söz konusu olunca “süreç devam ediyor, görüşmeler sürüyor, bekleyin” deniliyor. İşçi beklemeye, sabretmeye, idare etmeye alışsın isteniyor.

Asıl sorulması gereken soru şudur:

Sendikalar aidat konusunda gösterdiği hassasiyeti, işçinin alacağı konusunda neden göstermiyor?

Eğer bir yerde gecikme varsa ve bunun bir yaptırımı yoksa, o gecikme sürekli hale gelir. Bugün 3 ay geciken sözleşme yarın 6 ay gecikir. Çünkü bedelini ödeyen yoktur, bekleyen hep işçidir.

Buradan işçi kardeşlerime açık bir çağrı yapmak istiyorum:

Sendika sizin paranızla ayakta duran bir yapıdır.

Sendika yöneticileri o koltuklarda sizin aidatlarınız sayesinde oturmaktadır.

O halde hesap sormak da sizin en doğal hakkınızdır.

Sormamız gereken soru çok basit:

Aidat gecikince faiz var da, işçinin alacağı gecikince neden faiz yok?

Aidat bir ay gecikince kanun var da, işçinin alacağı aylarca gecikince neden kimse konuşmuyor?

İşçi güçlü olmak istiyorsa önce hakkını bilecek, sonra da hakkını arayacak.

Unutmayın, sorgulamayan işçi kaybetmeye mahkûmdur.

Hak verilmez, alınır.

Sessiz kalan işçi ise her zaman en son duyan, en geç alan ve en çok kaybeden olur.

 

Şerife AKDEMİR 

Genel Başkan Yardımcısı 

Paylaş